Cürm etmek nedir ?

webmastering

Global Mod
Global Mod
Aynı durum suç işlemenin toplumsal nedenlerini araştırırken de önemlidir. Yoksulluk tek başına suçun nedeni değildir. Yoksul insanların büyük çoğunluğu suç işlemez. Fakat ekonomik dışlanma, eğitim fırsatlarının sınırlılığı, işsizlik, sosyal destek eksikliği ve yaşanılan çevrenin koşulları bireyin seçeneklerini etkileyebilir.

UN Women verileri de kadınların yoksulluk ve ekonomik kırılganlık açısından erkeklere göre bazı alanlarda daha yüksek risk taşıdığını gösteriyor. Özellikle genç yetişkinlik ve bakım sorumluluklarının yoğunlaştığı dönemlerde bu eşitsizlik daha belirginleşebiliyor.

UN Women Data Hub

Dolayısıyla “Neden gitmedi?” sorusunun yanında “Gitmesi için hangi ekonomik ve sosyal seçenekleri vardı?” sorusunu da sormak gerekir.

Irk, Etnik Köken ve Önyargının Görünmeyen Etkisi

Irk ve etnik köken de suçun nasıl algılandığını etkileyebilen sosyal faktörler arasında ele alınabilir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, herhangi bir etnik grubun suçla özdeşleştirilmemesidir.

Bir grubu “suça yatkın” ilan etmek bilimsel bir açıklama değil, önyargının yeniden üretilmesidir.

Bunun yerine kurumların farklı gruplara nasıl davrandığını, medyanın kimi “tehlikeli”, kimi “masum” olarak temsil ettiğini ve sosyal dışlanmanın insanların hayat seçeneklerini nasıl etkilediğini incelemek gerekir.

Aynı davranışın farklı sosyal kimliklere sahip kişiler tarafından gerçekleştirildiğinde toplum tarafından farklı yorumlanıp yorumlanmadığı da önemli bir araştırma konusudur.

Bu nedenle toplumsal analiz, “Şu grup suçludur” demek yerine “Bu grubun üyeleri hangi sosyal koşullarla karşılaşıyor?” sorusunu tercih etmelidir.

Toplumsal Normlar Suçu Nasıl Normalleştirebilir?

Bence konunun en rahatsız edici taraflarından biri burada ortaya çıkıyor.

Bir davranışın herkes tarafından doğru kabul edilmesi, onu hukuken veya etik açıdan doğru hâle getirmez. Fakat toplumun verdiği tepki, davranışın yaygınlaşmasında etkili olabilir.

Örneğin aile içindeki şiddetin “aile meselesi” sayılması, çevredeki insanların müdahale etmemesine neden olabilir. Benzer biçimde erkeklerin öfkesinin “normal”, kadınların itirazının ise “aşırı tepki” olarak değerlendirilmesi, toplumsal güç dengesini etkileyebilir.

UN Women araştırmaları, zararlı sosyal normların şiddeti meşrulaştırabildiğini ve bu nedenle normların değiştirilmesinin önleme çalışmalarının önemli bir parçası olduğunu belirtiyor.

UN Women Knowledge Hub

Üstelik sosyal normlar yalnızca bireylerin zihninde bulunmaz. Aile, okul, iş hayatı, medya, hukuk sistemi ve ekonomik kurumlar aracılığıyla yeniden üretilebilir. UN Women’ın güncel yaklaşımı da ayrımcı normların yalnızca bireysel tutumlarla değil, sosyal kurumlar ve güç ilişkileriyle birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor.

UN Women

“Cürm Etmek” Bireysel Bir Terimden Toplumsal Bir Tartışmaya Nasıl Dönüşür?

Bir insanın cürüm işlemesi konusunda elbette bireysel sorumluluk vardır. Fakat suçun arka planını araştırmak, bireysel sorumluluğu ortadan kaldırmak anlamına gelmez.

Tam tersine, nedenleri ne kadar iyi anlarsak önleme konusunda o kadar etkili olabiliriz.

Sadece “Suç işleme!” demek, davranış gerçekleştikten sonraki aşamaya odaklanır. Oysa çocukluk eğitimi, toplumsal cinsiyet eşitliği, ekonomik fırsatlar, sağlıklı aile ilişkileri, şiddetsiz iletişim, hukuka erişim ve sosyal destek mekanizmaları suçun oluşmasından önce devreye girebilir.

UN Women’ın araştırmaları da sosyal normların tek başına ele alınmaması gerektiğini; maddi koşulların değiştirilmesi, kadınların güçlendirilmesi, kolektif hareketlerin desteklenmesi ve kurumsal dönüşümün birlikte düşünülmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

UN Women Knowledge Hub

Kişisel Deneyim Konusunda Bir Not

Burada kişisel deneyim konusunda özellikle açık olmak gerekiyor: Benim kişisel yaşam deneyimim veya doğrudan tanıklığım yok; bu nedenle varmış gibi bir deneyim aktarmıyorum. Yazının toplumsal analiz bölümünü güvenilir araştırmalara, özellikle UN Women’ın sosyal normlar, toplumsal cinsiyet ve şiddetin önlenmesine ilişkin çalışmalarına dayandırıyorum.

Bence E-E-A-T açısından da doğru yaklaşım bu. Bir konuda uzmanlık veya kişisel tanıklık sahibi değilsek bunu gizlemek yerine hangi kaynaklardan yararlandığımızı açıkça belirtmek, okuyucunun bilgiyi değerlendirmesine imkân verir.

Sonuç: Suçun Sorumluluğu Bireyde, Koşulların Analizi Toplumda

“Cürm etmek” basitçe suç işlemek anlamına gelir. Fakat “suç” kelimesinin arkasındaki insan hikâyesini anlamaya başladığımızda konu yalnızca hukuk sözlüğünün sınırlarında kalmaz.

Toplumsal cinsiyet bize güç ve norm ilişkilerini; sınıf ekonomik seçenekleri; ırk ve etnik köken ise önyargı ve dışlanma mekanizmalarını düşünme fırsatı verir.

Bunların hiçbirisi suçu mazur göstermek için kullanılmamalıdır. Bir kişinin uğradığı zararı görünmez hâle getirmek de sosyolojik analiz değildir. Asıl amaç, bireysel sorumluluk ile toplumsal koşulları aynı anda görebilmektir.

Kadınların deneyimlerini dinlemek, onları tek tip mağdur kimliğine hapsetmeden yapmak; erkekleri suçun değişmez faili olarak değil, çözümün aktif aktörleri olarak görmek; sınıf ve etnik köken farklılıklarını dikkate almak bu nedenle önemlidir.

Çünkü belki de asıl tartışmamız gereken soru “Kim cürüm etti?” sorusunun hemen ardından gelen şu sorudur:

Bu davranışın ortaya çıkmasına izin veren, onu normalleştiren veya mağdurun yardım almasını zorlaştıran hangi sosyal koşullar vardı?

Ve daha da önemlisi:

Bir sonraki cürmü yalnızca cezalandırmak yerine, gerçekleşmesini engellemek için toplum olarak neyi değiştirebiliriz?

Forumda Tartışmaya Açık Sorular

Sizce “cürm etmek” ile “suç işlemek” arasında günlük kullanım açısından bir anlam veya duygu farkı var mı?

Bir suçun bireysel sorumluluğunu kabul ederken aynı zamanda toplumsal nedenlerini araştırmak mümkün mü?

Toplumsal cinsiyet normlarının suç davranışları üzerindeki etkisi sizce yeterince tartışılıyor mu?

Kadınların güvenlik konusunda aldığı kararları değerlendirirken ekonomik bağımlılık ve sosyal çevreyi ne kadar hesaba katıyoruz?

Erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliği ve şiddetin önlenmesindeki sorumluluğu sizce nerede başlıyor?

Yoksulluk ile suç arasında doğrudan bir ilişki kurmak neden yanıltıcı olabilir?

Medyanın belirli sosyal grupları “tehlikeli” veya “suçlu” olarak temsil etmesi toplumun suç algısını değiştirebilir mi?

Sizce suçla mücadelede cezalandırma mı, yoksa önleyici sosyal politikalar mı daha fazla önem taşımalı?

Bir toplumun “normal” kabul ettiği davranışlar zaman içinde değişiyorsa, bugün normalleştirdiğimiz hangi davranışları gelecekte sorgulayabiliriz?

Son olarak, “Suç işleyen kişiyi cezalandırmak” ile “suçu doğuran koşulları değiştirmek” birbirinin alternatifi mi, yoksa ikisini aynı anda mı düşünmeliyiz?
 
Üst