Peygamberimiz zekât vermiş midir ?

Can

New member
Bu nedenle zekât dağıtımında “erkekler zaten çalışır, kadınlar daha fazla yardıma ihtiyaç duyar” gibi basit bir yaklaşım doğru değildir.

Erkeğin yaşadığı işsizlik, borçluluk, engellilik, yaşlılık veya ailesine bakma yükümlülüğü de dikkate alınmalıdır.

Çözüm odaklı bir yaklaşım ise sadece para vermekle sınırlı kalmayabilir. Eğitim, mesleki beceri, iş imkânı, borç yapılandırması ve sürdürülebilir gelir oluşturma gibi yöntemler, kişilerin uzun vadede kendi ekonomik ayakları üzerinde durmasını sağlayabilir.

Irk, köken ve toplumsal statü meselesi

Zekâtın sosyal boyutunu konuşurken ırk ve etnik köken meselesini de göz ardı etmemek gerekir.

İnsanlar tarih boyunca kabile, soy, dil, renk ve coğrafya üzerinden sınıflandırılmıştır. Hz. Muhammed'in mesajının önemli taraflarından biri ise ekonomik ve toplumsal üstünlüğün yalnızca soy veya kabile üzerinden belirlenmesine karşı çıkmasıdır.

Bu açıdan zekât, kişinin hangi kabileden, hangi etnik kökenden veya hangi sosyal sınıftan olduğundan bağımsız olarak ihtiyaç durumuna odaklanma imkânı sunar.

Bugün göçmenler ve mülteciler açısından bu konu daha da hassas hale geliyor. Bir kişinin başka bir ülkeden gelmiş olması, ekonomik açıdan daha kırılgan olmasına yol açabilir. Fakat yardım mekanizmaları bazen kişinin dini, etnik kökeni, vatandaşlık durumu veya sosyal çevresi nedeniyle ayrımcılığa açık hale gelebilir.

Burada zekâtın ruhuna uygun bir yaklaşımın, insanın gerçek ihtiyacını görmeye çalışması gerektiği düşünülebilir.

Çünkü yoksulluk pasaport sormaz.

Peygamberimizin ekonomik hayatı neden önemli?

Peygamberimizin vefatından sonra geride bıraktığı mal varlığıyla ilgili rivayetler de konunun önemli bir parçasıdır. Sahih Buhârî ve Sahih Müslim'de Peygamberimizin “Biz peygamberler miras bırakmayız; geride bıraktığımız şey sadakadır” anlamındaki sözü aktarılır. Sunnah+1

Bu rivayetler, onun servet biriktirme anlayışının sıradan bir hükümdar veya zengin aristokrat modelinden farklı olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Ayrıca Hz. Âişe'den gelen rivayetlerde Peygamber ailesinin Medine döneminde uzun süre maddi sıkıntılar yaşadığı anlatılır. Sahih Buhârî'deki bir rivayette Muhammed ailesinin bazen art arda üç gün buğday ekmeğiyle doymadan yaşadığı aktarılır. Sunnah

Bu noktada dikkat edilmesi gereken şey, Peygamberimizin yoksulluğunun romantikleştirilmemesidir. Yoksulluğu “ne kadar güzel bir şey” diye idealize etmek, bugün yoksulluk yaşayan insanların gerçek sorunlarını görmezden gelmeye yol açabilir.

Asıl mesaj, dini liderliğin maddi ayrıcalık üretme aracına dönüştürülmemesi üzerinden okunabilir.

“Peygamberimiz zekât vermiş midir?” sorusunun en sağlıklı cevabı

Bence bu soruya verilebilecek en dengeli cevap şu:

Peygamberimizin kendisine farz zekât verilmesi söz konusu değildi; aksine sahih rivayetler onun ve ailesinin sadaka niteliğindeki zekât mallarından yararlanmadığını gösteriyor. Bununla birlikte Peygamberimiz zekât kurumunun toplumda uygulanmasını sağlamış, zekâtın toplanması ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması konusunda aktif bir sorumluluk üstlenmiştir.

Dolayısıyla “Peygamberimiz zekât vermedi, o halde zekât vermek gereksizdir” sonucu kesinlikle çıkmaz.

Aynı şekilde “Peygamberimiz zekât verdi” şeklindeki basit bir ifade de onun özel konumunu göz ardı edebilir.

Burada önemli olan, peygamberlik makamının özel hükümleri ile Müslümanların genel zekât yükümlülüğünü birbirine karıştırmamaktır.

Bugün zekât verirken neyi sorgulamalıyız?

Bence tartışmanın en ilginç tarafı tam burada başlıyor.

Zekâtın amacı yalnızca bir hesaplama işlemini tamamlamaksa, sosyal adalet boyutu oldukça zayıflar. Fakat zekâtı servetin toplumda daha adil biçimde dolaşmasını sağlayan ahlaki bir sorumluluk olarak görürsek mesele değişir.

Bugün zekât verirken şu soruları sormak anlamlı olabilir:

Yardım ettiğim kişinin gerçek ihtiyacını biliyor muyum?

Yardım ederken onun onurunu koruyor muyum?

Kadınları yalnızca “yardım alan” kişiler olarak mı görüyorum, yoksa ekonomik haklarını ve üretkenliğini de destekliyor muyum?

İşsiz bir erkeğin yardım istemesini başarısızlık olarak mı görüyorum?

Göçmen veya farklı etnik kökenden gelen bir insanın ihtiyacını kendi önyargılarım nedeniyle daha mı az ciddiye alıyorum?

Zekât verdiğim kurum gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor mu?

Bir kişiye sürekli yardım etmek yerine onun sürdürülebilir bir gelir elde etmesine katkı sağlayabilir miyim?

Bu sorular, zekâtı yalnızca bireysel bir ibadet olmaktan çıkarıp toplumsal sorumluluk perspektifinden düşünmemize yardımcı olabilir.

Sonuç: Mesele sadece “verdi mi?” değil, “zekât neyi değiştirmeliydi?”

Peygamberimizin zekâtla ilişkisini incelerken yalnızca “kendi malından zekât verdi mi?” sorusuna takılıp kalmak bana göre konunun en önemli kısmını kaçırmak olur.

Çünkü Peygamberimizin uygulamasında zekât, toplumun ekonomik yapısıyla doğrudan bağlantılıydı. Kimden alınacağı, kime verileceği, dini otoritenin bu kaynakla ilişkisi ve yoksulların nasıl destekleneceği önemliydi.

Ayrıca Peygamberimizin kendisine zekât verilmesini kabul etmemesi, dini otoritenin yoksullar için ayrılmış ekonomik kaynağı kişisel servete dönüştürmemesi açısından güçlü bir sembol taşıyor. Sahih kaynaklarda bu konu açık biçimde görülüyor. Sunnah+1

Bugün ise asıl sınavımız belki de şu: Zekâtı gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaştırabiliyor muyuz?

Kadının ekonomik bağımsızlığını, erkeğin işsizliğini, çocuğun yoksulluğunu, yaşlının yalnızlığını, göçmenin kırılganlığını ve farklı sınıflar arasındaki ekonomik uçurumu aynı sosyal adalet çerçevesinde değerlendirebiliyor muyuz?

Çünkü zekâtın yalnızca “ne kadar verdiğimizle” değil, verdiğimiz şeyin toplumdaki adaletsizlikleri azaltıp azaltmadığıyla da ilgisi var.

Kişisel deneyim açısından burada özellikle dürüst olmak gerekir: Benim kişisel olarak zekât verme veya alma deneyimim yok; bu nedenle kişisel bir yaşantıyı kaynakmış gibi sunmuyorum. Yukarıdaki dinî değerlendirmeler Kur'an ayetleri ve hadis kaynaklarına, sosyal değerlendirmeler ise bu kaynakların toplumsal yapı ve eşitsizlikler açısından yorumlanmasına dayanıyor. Quran.com+1

Kaynaklar

1. Kur'an-ı Kerim, Tevbe 9:60 ve 9:103. Tevbe 9:103'te Peygamberimize insanların mallarından sadaka alması ve bununla onları arındırması emredilir. Quran.com

2. Sahih al-Buhârî, 1491 - Hasan b. Ali'nin zekât hurmasını alması ve Peygamberimizin bunu kabul etmemesi. Sunnah

3. Sünen en-Nesâî, 2613 - Peygamberimizin kendisine getirilen şeyin hediye mi sadaka mı olduğunu sorması ve sadakayı kabul etmemesi. Sunnah

4. Sahih Müslim, 1758–1761 - Peygamberlerin geride bıraktıkları malların miras olarak paylaşılmaması ve sadaka olarak değerlendirilmesiyle ilgili rivayetler. Sunnah+1

5. Sahih al-Buhârî, 6727–6730 - Peygamberimizin malının miras bırakılmamasıyla ilgili rivayetler. Sunnah+1

6. Sahih al-Buhârî, 6454–6455 - Peygamber ailesinin yaşadığı maddi koşullara ilişkin Hz. Âişe rivayetleri. Sunnah
 
Üst