Açılmaz ne bir yüz ne bir pencere ?

Bengu

New member
Açılmaz Ne Bir Yüz Ne Bir Pencere?

Giriş: "Bir Pencereyi Nasıl Açarsınız?"

Bugün, çoğumuzun hayatında çok sık karşılaştığı bir durumdan bahsedeceğim: Açılmayan bir pencere! Tabii ki burada fiziksel bir pencereyi kastetmiyorum (gerçi evet, bazen o da olur!), ama daha çok bir şeylerin açılmaması, bir şeylere ulaşamamak, içe dönmek gibi soyut anlamlarla ilgiliyim. Bu konuda düşündükçe bir şey fark ettim: Hem erkekler hem de kadınlar, bazen aynı pencerenin önünde duruyorlar, ama bir türlü açmaya yanaşmıyorlar. Neden mi? İşte hikayemiz burada başlıyor.

1. Erkeklerin Çözüm Odaklı Yaklaşımı: Pencereyi Açmak İçin Strateji

Mesela, Serkan’ı düşünün. Serkan, bir sabah evdeki pencerenin açılmadığını fark etti. Hemen cebinden telefonu çıkarıp, internete girdi. "Pencere nasıl açılır?" diye araştırmaya başladı. Video izledi, makaleler okudu, hatta 'pencere açma tüyoları' konusunda bir forumda yorum bile yaptı. Hedefi netti: O pencereyi açmak! Serkan, çözüm odaklıydı. Pencere açılmadıysa, ya başka bir yöntemle açılmalıydı, ya da pencereyi değiştirecek kadar kararlıydı. Sonunda, biraz kuvvet uygulayarak pencereyi açmayı başardı. Ama… Açtıktan sonra pencerenin önünde ne olduğuna bakmayı unutmuştu. Hangi manzarayı görmek istediğini ya da o pencerenin ne tür bir etkisi olacağını sorgulamadan, sadece çözüm odaklı bir şekilde hareket etti.

Bu, bir tür stratejik yaklaşım değil mi? Genelde erkekler, karşılaştıkları her sorunu bir çözümle alt etmeye çalışırlar. Pencerenin açılması da bir sorun, o yüzden hemen harekete geçerler. Ama bazen, çözüm arayışı, doğrudan sorunu çözmekle sınırlı kalır ve o sorunun ruhsal veya duygusal boyutunu göz ardı edebiliriz. Her şeyin bir çözümü olduğu gerçeği, bazen pencerenin tam olarak ne için açıldığını sorgulamadan ilerlememize neden olabilir.

2. Kadınların Empatik ve İlişki Odaklı Yaklaşımı: Pencereyi Açmanın Duygusal Yönü

Şimdi de Zeynep’i düşünün. Zeynep, evindeki pencerenin açılmadığını fark ettiğinde, ilk önce pencereyi çözmeye çalıştı, tabii. Ama kısa bir süre sonra, pencereyi açmanın gerçekten gerekli olup olmadığını sorgulamaya başladı. Pencereden dışarı bakmayı seviyor muydu? O günlerde gerçekten pencereye ihtiyacı var mıydı? Belki de pencereyi açmak, biraz zaman alacak bir şeydi, ama gerçekten ne görmek istiyordu? Zeynep, pencerenin açılmasının arkasındaki duygusal nedeni anlamaya çalıştı. Belki pencereyi açmak, bir şeyleri kabul etmekti; belki de içerideki karanlıktan kurtulmanın bir yoluydu. Belki de yalnızca "görmek" değil, "hissetmek" gerekiyordu.

Zeynep’in yaklaşımı, daha empatik ve ilişki odaklıydı. Herkesin pencereyi açmaya çalışma şekli farklıydı. Bazen bir pencere, sadece fiziksel bir nesne olamaz; bazen o pencere, bir dönüm noktası, bir bağlantı ya da bir duygusal engel olabilir. Zeynep, pencerenin açılmasının sadece bir şeyin görselliğinden ibaret olmadığını fark etti. İçeri girmesi gereken ışık, bir anlamda zihinsel ve duygusal bir açılımı da simgeliyordu.

3. Pencerelerin ve Yüzlerin Açılmaması: Tarihsel ve Toplumsal Perspektif

Açılmayan bir pencere veya bir yüz, tarihsel olarak da büyük bir anlam taşıyabilir. Tarihte, birçok medeniyet, kapalı alanların, sınırlı bakış açılarını sembolize ettiğini düşünmüştür. Bazı eski kültürlerde, pencere açma eylemi sadece fiziksel bir hareket değil, ruhsal ve toplumsal bir özgürlük simgesiydi. İnsanlar, bir pencereyi açtığında, sadece hava almakla kalmaz, dünyaya da açılır, toplumsal bir bağ kurarlardı.

Peki ya günümüzde? Toplumsal baskılar, hızla değişen dünya düzeni, insanların yüzlerini kapalı tutmalarına ve pencerelerini açmamalarına yol açmış olabilir mi? Belki de çoğumuz, “açılmayan pencere”yi içsel bir engel olarak hissediyoruz. Toplumun dayattığı “mükemmel” imajların arasında kaybolmuş bir yüz, ya da kapalı bir pencere, bazen hayatın ve ilişkilerin bize sunduğu engellerin bir yansıması olabilir.

4. Pencereyi Açmanın Zorlukları: Sorun, Çözüm ve Duygular Arasındaki Denge

Bir pencerenin açılmaması, her zaman sadece fiziksel bir engel değildir. Bazen, duygusal ya da zihinsel engellerle de ilişkilidir. Yani, biz bir pencereden dışarı bakmaya çalışırken, aslında iç dünyamızda neler olduğuna dair farkındalığımız eksik olabilir. Bunu başarmak için, bazen zihinsel olarak o pencereyi açmaya önce içsel olarak hazırlıklı olmalıyız.

Erkekler çözüm odaklıdır, evet. Ama bazen çözümün ne olduğunu gerçekten anlamadan, sadece bir stratejiyle ilerlememiz mümkün olur. Kadınlar ise duygusal derinliği ararlar, ilişkileri daha çok sorgularlar. Bir pencereyi açmak, bazen sadece fiziksel bir hareket değil, duygusal bir farkındalık ve içsel bir özgürlük anlamına gelir. Bu yüzden pencerenin açılmaması, bir tür duraklama veya sorgulama süreci de olabilir.

5. Sonuç: Pencerenin Gerçek Anlamı ve Açılması

Sonuç olarak, açılmayan bir pencere, aslında sadece bir şeyin açılmaması değil, bir şeyin başlamamış olması demektir. Hepimiz farklı bir bakış açısına sahipiz ve bazen pencerenin açılmaması, içsel bir yolculuğun başlamasını da simgeliyor olabilir. Belki de önemli olan, sadece pencerenin açılması değil, o pencereye bakarken ne hissettiğimiz, ne gördüğümüzdür.

Herkesin kendi pencere açma yolculuğu farklıdır. Peki, sizce, pencerenin açılmaması bir engel mi, yoksa bir fırsat mı? Herkese farklı gelen bu durumu nasıl anlamalıyız? Belki de bazen durup, pencerenin ne işe yaradığını sorgulamak, gerçekten açılmasını sağlayabilir.
 
Üst